Wednesday, February 16, 2011

Lumpen-liberalizm


Liberal düşüncenin en önemli isimlerinden Ludwig von Mises, Liberalizm isimli klasik çalışmasında liberalizmin tanımını(!) şöyle yapar: 

“Liberalizm, tamamlanmış bir doktrin ya da sabit bir dogma değildir. Aksine, bilimin öğretilerinin insanın toplumsal yaşamına uygulanmasıdır.” 

Bu tanıma bakınca aslında görünen şudur: Liberal düşüncenin en önemli isimlerinden biri Liberalizm isimli kitabında liberalizmin tanımını yapmamaktadır. 

Saturday, February 5, 2011

Bir kadın öldü...

Bir kadın öldü...

Ölüme ilişkin çokça anlatılan dramatik bir efsane vardır hani yaşamın film şeridi gibi ölen kişinin gözlerinin önünden geçmesi. İşte bu ölümde de içinde yaşadığımız kokuşmuşluk bir film şeridi gibi geçti gözlerimizin önünden.


Friday, February 4, 2011

Türkiye'ye Şeriat Gelmez



Türkiye’de siyasal alanın büyük kısmını işgal eden islamcı, liberal ve kemalist siyasal hareketler bir nokta üzerinde uzlaşmış görünüyorlar: Türkiye’de laiklik tehdit altında değil. Türkiye’ye şeriat gelmez.

Sürüye Dair



Sürü yalnız koyun sürüsü müdür? Hani şu Yılmaz Güney’in 
Sürü filmindeki gibi… İronik ironik Ankara’nın ortasından dere misali akıveren...

Sürü yalnızca koyun sürüsü müdür? Nazım’ın şiirindeki gibi mağrur koşan salhaneye…

Sürü yalnızca koyun sürüsü müdür? Kapital’de Marx’ın geçerken Lancashire işçileri için yaptığı dokundurma misali...

Sürü yalnız koyun sürüsü müdür? Hani Lenin’in “koyun gibi” dediği Temmuz 1917’de Menşevik ve SR’ların elindeki Sovyetler kabilinden...

Peki sürü yalnızca koyun sürüsü müdür?

Değildir... Her mahlukatın sürüsü olur...

Yeni-Osmanlı Üzerine: Giriş


I
Yeni-Osmanlı bir ABD "projesi"nin adıdır. ABD'nin bölgesel varlığını sağlama alma ve hareket alanını genişletme yollarından bir tanesi budur. Kürt seçeneğinin Irak'ta artan İran/Şii etkisi nedeniyle zayıflamış olması, ABD gücünün verili sıkışıklığı, İsrail'in devletler sisteminin bütününün meşruiyetini sorgulatacak denli kontrol-dışı hareketi 2000'lerin başından bu yana gündemde olan "yeni-Osmanlı projesi"nin realizasyonunu hızlandırmıştır. Özetlersek yeni-Osmanlı çifte kazıktır: ABD'nin Ortadoğu'ya çaktığı kazık Türkiye iken, Türkiye'ye çakılan ABD kazığı da AKP'dir. Her iki kazık da bugünden yarına çakılmamıştır.

Bir kez daha faşizm


Türkiye'de kapitalizmin emperyalist dönemde aldığı çok özel görünümlerinden biri olan faşizme doğru bir temayül olduğunu söylüyoruz. Artık gündelik biçimde karşılaştığımız gelişmeler gün geçtikçe işaret ettiğimiz dönüşümün tezahürleri biçimini alıyor. Durumun piyasa fetişizminin toplum üzerinde oluşturmuş olduğu basıncın, Türkiye'de düzeni tarif eden geleneksel anti-komünist, emek düşmanı karakterin ötesine geçtiğini öncesinde yazdık zaten. Tıpkı evrensel bir faşizm tanımı ve tasviri yapmanın mümkün olmadığını ve faşizme mevcut bakışların güncellenmesi gerektiğini yazdığımız gibi.

Gecikmiş bir polemik: Küçük'ün sosyalizmi biterse


Marx, kapitalizmin mucidi değil! Hatta “kapitalizm” sözcüğünü hiç ağzına almadığını, bu nedenle “kapitalizm”in marksist bir kategori olmadığını söyleyenler dahi var sosyal bilimler literatüründe. Bu beyhude tartışmalar bir yana, Marx’ın dehasının tartışma götürmez kısmı muazzam bir soyutlama yeteneği ile söz konusu üretim biçiminin -marksizmin içine doğduğu 19. yüzyıl sosyal bilim ve siyaset dilinin terminolojisi ile söyleyecek olursak- “hareket yasaları”nı keşfetmiş ve buradan devrimci bir enerji ortaya çıkarmış olmasıdır. Marx’ın burada yapmış olduğu katkı pek çok başka parametre üzerinden okunabilecekken biz burada Marx’ın Klasik İktisat Okulu’nun kapitalizm anlayışı ile giriştiği tartışma ile açıklamayı deneyeceğiz. Kısaca tabii. Söz konusu açıklama kısa olacağı için muhakkak eksiklikler barındıracaktır. Şimdiden okurdan özür dileyip açıklamamıza başlayalım.

Print