Thursday, February 23, 2012

“Bu ağaçlar katlanamaz daha basık bir göğe”[1]


Sorumuz kapitalizmin içinden geçmekte olduğu sistemik krizin en sert biçimde hissedildiği ülke olan Yunanistan’da neler oluyor?

Yunanistan, aslında Türkiye’de sık sık gündeme geliyor. Çocuklarını satan aileler, çöplerden eşya toplayan eski burjuva ailelerin mensupları, satılığa çıkan Ege adaları ile Yunanistan gündemde. Tabii bunun yanısıra Atina’nın merkezi olan Sintagma Meydanı’ndaki çatışma görüntüleri ile... Yunanistan’daki krizin derinliğini ve tepkinin boyutlarını göstermekten uzak bu “medyatik” değerlendirmeler ortak bir amaca hizmet ediyor. Söz konusu değerlendirmeler, Türkiye’de işçi sınıfı ve yoksulları kontrol altına almak, hallerine şükretmezlerse kendilerini daha büyük yoklukların ve büyük bir kaosun beklediği izlenimi uyandırmak, kısacası ölümü göstererek sıtmaya razı etmek amacını taşıyor.

Monday, February 20, 2012

Marx’ın hayaleti Türkiye’ye hiç mi uğramaz?

Finansal balonun patlaması neticesinde dünya çapında iktisadi kriz başladığında Time, Economist gibi kapitalist sistem ve emperyalist merkezlerle bağları tartışılmaz dergiler Marx’ın kapitalizme ilişkin öngörülerini, kriz değerlendirmelerini kapaklarına taşıdılar, dosya konusu olarak ele aldılar. Benzer şekilde marksizmden sarımsak görmüş vampir misali kaçan liberal yazarlar, Marx’ın hikmetli sözlerini bir bir alıntılar oldu.

Türkiye’de de durum değişmedi. Zaten pek çoğu özgün bir üretim yapmak şöyle dursun mümessillikten, papağanlıktan bir adım öteye gitmeyen gazete köşecileri Avrupa’da ve Amerika’da yükselen öğrenci ve işçi hareketlerini, neredeyse bunalım olarak adlandırlabilecek iktisadi koşulları analiz etmek için Marx’a referanslar vermeye başladı. Piyasa dinine yürekten inanan bu liberal müminler için bile Marx, aslında, kapitalizme ilişkin bilimsel analizlerinde oldukça haklıydı, kapitalizmin krizsiz yaşayamayacağını en iyi o anlamış, en önce o dile getirmişti.

Print