munzam
galip'tir bu yolda mağlup
Pages
27 Temmuz 2025 Pazar
Adressiz Rüzgârlar Sûresi*
Ey insan!
Ant olsun bahar gözlü usul gülüşüne.
Sokak kedilerinin mırıltılarıyla uyanan sabaha,
fısıldaştığın sabâya,
sağır yele,
ağzı mühürlü, adressiz rüzgârlara ant olsun.
Yanık kahve kokulu şu mücevher kutusuna,
gri bir senfonide kaybolan flüt solosuna,
yarpuz çiçeklerinin titrek düşlerine,
şehreküsenlerin külfetsiz göçüne, ant olsun!
Ey insan!
Yaşadığımızı sandıklarımız kaderimizde paslı bir yama.
Görmezler mi, görmedik. Affet…
Hayallerimiz kanlı, ağır bir yara
yaprak döken zihnimizde.
Sormazlar mı, sormadık. Afet…
Adsız, uzun yolculukların telaşına emanetsin artık.
Zamanın sahrasına, mahcup fesleğenlerin rayihasına,
Kuytuların, gölgeliklerin fatihasına emanet!
Kahırsa, alın size kahır!
Sırtımızda kendi suretimiz,
nisyanla yoğrulmuş bir tortu, ağır.
İnkâr edemem:
Nefes dosttan, taş tenden sadık.
Ey benî Âdem!
De ki: Yarım kalan bir gülüştür büyük günahımız,
İnandık!
13 Haziran 2025
*Yasin'in ardından Ya Sin
10 Eylül 2024 Salı
yine bir son
ikiye ayrılır yağız kürekçiler
bitap düşenler ve tadanlar
hürriyeti: Köpüklerinden atlasların,
oğunmuş rüzgarlardan
çölleri aşan nehirlere sığınanlar
doru atlılar ikiye ayrılır
mehtaptan bizarlar ve tadanlar
hürriyeti: Çakalların gölgesinden,
eğreti yıldızlardan
geçkin bir Eylül'e sığınanlar
ikiye ayrılır tanrıları nisyanın
usanlar yaralı bir geyik gibi ve tadanlar
hürriyeti: Eşkıya ateşlerinden,
kalabalıklarından eşyaların
kırlangıç ufuklu uçurumlara sığınanlar
her şey ikiye ayrılır bu dünyada
erik kuruları, rüzgar gülleri, karanlık göller
çocuk bedenleri, çoban türküleri
Son'un tarihi birdir yalnız
Her son birdir yani
Suyu, silik hatıraların gözyaşıyla verilmiş
Bir oğlanın utancıyla dövülmüştür belli
10 Eylül 2024
Vancouver
bitap düşenler ve tadanlar
hürriyeti: Köpüklerinden atlasların,
oğunmuş rüzgarlardan
çölleri aşan nehirlere sığınanlar
doru atlılar ikiye ayrılır
mehtaptan bizarlar ve tadanlar
hürriyeti: Çakalların gölgesinden,
eğreti yıldızlardan
geçkin bir Eylül'e sığınanlar
ikiye ayrılır tanrıları nisyanın
usanlar yaralı bir geyik gibi ve tadanlar
hürriyeti: Eşkıya ateşlerinden,
kalabalıklarından eşyaların
kırlangıç ufuklu uçurumlara sığınanlar
her şey ikiye ayrılır bu dünyada
erik kuruları, rüzgar gülleri, karanlık göller
çocuk bedenleri, çoban türküleri
Son'un tarihi birdir yalnız
Her son birdir yani
Suyu, silik hatıraların gözyaşıyla verilmiş
Bir oğlanın utancıyla dövülmüştür belli
10 Eylül 2024
Vancouver
25 Ocak 2024 Perşembe
Sınav
Henüz daha çocuktum,
çözerdim bu muammayı gözüm kapalı ahşap bir karanlığın kireçli gölgesinde;
dağıtırdım tenhaları uğursuz
öyle ki her fersiz ateşe açık bir yara düşe.
Tantum ergo erratum,
uyurgezer çelebilerdik boynumuz bükük
gecenin içinden akan ışıklar cebimizde.
Dolmadı sinemizin cevabı şöyle bir
hilebaz soluğumuz yetsin şu şıksız yürüyüşe.
24 Ocak 2024
Vancouver
9 Ocak 2024 Salı
biten bayramlar üzerine
Yok mu soğuk çayırların bir allahı
Varmış elbet, ismi yarınBayramları o bitirir
Baharları o gömer bağrına
Çözer senelerin dizlerini yılgın
Hercümerç eder kurşunî kış göğünü
Bağlayıp kanatlarına aç kuzgunların
Var mı kayıp kedilerin bir resulü
Yok dediler, buldum, ismi çıvgın
Ne cama vuruşunu bilirler, ne ötüşünü
Ah aptal adamlar, ah aptal kadınlar
Yazgısına meftunlar eşiğin
Ne yumabilirler gözlerini
Ne diyebilirler kalkın
Dini hangisi dillerini bilmediğin mevsimlerin
Kimin takvimleri bu göller, bu mağaralar, yılan derileri
Bozuk bir saatin nedir kerameti
Yağmurlar dindi
Uyudu kıpkızıl evhamlar
Bayramlar bitti
8 Ocak 2024
Vancouver
7 Şubat 2023 Salı
defter
Her çocuğun defterindeBir çok sayfası olmayanBir çok güzel virgül vardır (*)
Virgüller kartal gagası
Virgüller kancalı
Kancalarda kuru elmalar asılı
Hiçbir acıması olmadan
Emmiş elmaların ruhunu
Zaman denen obur
Eti yok artık
Suyu yok
Kurdu bile kuru
Kırışık bir kabuk kalmış geride
Ölü köpek rengi
Bir tiranın abus çehresi sanki
Uğursuz, karanlık, çopur
Defterler vardır
Birçok sayfası olmayan
Defterler nice
Ve hesaplar vardır
Yıkık kentlerin meydanlarında
Elma yiyen çocuğun defterinde
Güzel virgüllü, ince
Gün gelir o da tartar elmaları
Tarih marka bozuk bir terazide
07.02.2023
Ankara
(*) Ülkü Tamer, "Kıştan Üşüyen Virgül"
8 Kasım 2021 Pazartesi
peyman
neyle ölçmeli bu zamanı, neyle
söndürdüğüm leş kokulu keşiş mumları elimde
mesela bir gece bekçisinin şamdanları titreten düdüğüyle
bilge solucan halkaları,
bozacı bakraçlarının fermente sesi,
elibelindeli sofra bezleriyle
an... an… an…
neşteriyle bir cerrahın belki de
karanlık mağara ağızlarını yaran
üzülemiyorsak ölüp gidenlere
yayları bozuk bir karyolaysa yaşam
sultan papağanları tünüyorsa keskin ayaklarına
iğneli bir fıçıysa bugün, yarın
öfkeler ne eksik ne tamam
kan… kan… kan…
oysa kan tutmaz zamanı, biz biliriz
sonsuz ilhamı bir körduman
ergen burunlu bir yalnızlıkla mı ölçmeli böyle
yoksa bir iç denizle mi, pişmiş topraktan sızan
hep bıçaksırtı cenaze namazları
gölgesi geçmişinden uzun bileytaşlarında kılınan
tanrı biliyor
miraçsız peygamberlere hakkımız ne helal ne haram
neyle ölçmeli bu zamanı, neyle
bukağımız sabaha uzanır mı, söyle
8 kasım 2021
Ankara
bilge solucan halkaları,
bozacı bakraçlarının fermente sesi,
elibelindeli sofra bezleriyle
an... an… an…
neşteriyle bir cerrahın belki de
karanlık mağara ağızlarını yaran
üzülemiyorsak ölüp gidenlere
yayları bozuk bir karyolaysa yaşam
sultan papağanları tünüyorsa keskin ayaklarına
iğneli bir fıçıysa bugün, yarın
öfkeler ne eksik ne tamam
kan… kan… kan…
oysa kan tutmaz zamanı, biz biliriz
sonsuz ilhamı bir körduman
ergen burunlu bir yalnızlıkla mı ölçmeli böyle
yoksa bir iç denizle mi, pişmiş topraktan sızan
hep bıçaksırtı cenaze namazları
gölgesi geçmişinden uzun bileytaşlarında kılınan
tanrı biliyor
miraçsız peygamberlere hakkımız ne helal ne haram
neyle ölçmeli bu zamanı, neyle
bukağımız sabaha uzanır mı, söyle
8 kasım 2021
Ankara
16 Şubat 2021 Salı
övgü
kadıncığımla sevişirken
destursuz kuru ölüler daldı rüyalarıma
destursuz kuru ölüler daldı rüyalarıma
dağılmasın diye tüm tespih taneleri
kitlemiştim gece kapılarını oysa.
ovmuştum ağrıyan başımı tuzlu sularla.
ya sabır, kocakarı ilaçları koklamıştım, ya selamet!
- ya sonra?
sonra, bindim;
hasis bir salyangoz sırtında gezdim
bir nebze eksildim, evet,
ama yüzüne ışık vuran putlar diktim
sermedî çingene çiçeklerini ezdim.
hayal et!
biz,
gövdesi soyulmuş,
buhurdan yolcusu
bir kâfur ağacında asılı
tel kafes mahpusları
biz,
cübbesine yorgan iğnesiyle
kakule taneleri diken
baştan savma
ilenç okyanusları
biz,
ne rehin ne misafiriz
gözümüzde parlak bir leke
bekleriz, bukağımız çözülsün
topal kısraklar yine koşsun diye
takılmadan tespih tanelerine
16 şubat 2021
ankara
11 Ocak 2018 Perşembe
sabaha

yağmur bastırdı birden
böldü geceyi ikiye
çıngıraklı karanlığı, uluyan köpekleri
çöp kamyonlarını böldü
paslı ağzı gibi günahkar bir uçurumun
yarıldı şehrin yıldızsız göğü
yuttu dehşetli bir çığlıkla
başıboş ambulansları,
mızıkçı sokak lambalarını,
uyuyan serçeleri
yağmur bastırdı birden
saçaklara sığınan bir hıçkırık
söktü şirazesini kuytu ömrümüzün
söndürdü ateşini şimdiye duyulan özlemin
oysa deniz suyuyla beslenen bir acıymış bu
öyle diyor bilmiş bir seferi
derken ibrişimli düşleri çözüldü yarının
açıldı şehrin erselik gözleri
yağmur bastırdı birden
ölü bir yılan derisini andıran asfalttan
yıkadı hüzzam kınasını sokakların
bir fener ustası "bitti" dediyse de
- gördüm, bitti
sarhoş bir sandalcı hükmü verdi
nicedir güneşle aydınlanmayan gece
işte böyle bir yağmurla dindi
11 Ocak 2018
Ankara
8 Kasım 2017 Çarşamba
yitik
Takma adlı, tahta burunlu, karnı tok
Bronz süvarisinin peşinden
Düştüm yollara evecen ama ne düşmek
Soranım olsa, tutanım yok
Şehir, ah hilebaz şehir
Kedileri hüzünde mahir
Bırakıverdin asırlık acıları omzuma
aciz, avare, rütbesiz
Gırtlağımda sessiz çığlıkların yırtığı
Koltuğumda eksik bir cihannüma
Git dedin git
Kasım soğuğunda donmuş
Petrograd'ın hazin kuşlarına
12 Ekim 2017 Perşembe
pare
dikkat dikkat burası ankarakaranlıklara uyan karanlıklara
ölü bedenleri
lâl dilleri
biten bir yaz
firari ağustos böcekleri
anlat, anlat bana sahte peygamberleri
dikkat dikkat burası ankara
kör bir bıçakla kanırtılan açık yara
kırık bir abaküsle yapılan hesap
kaçırılan son dönme dolap
eşiği aşılmaz
kara kaplı bir kitap
cellat, cellat içimdeki bu girdap
dikkat dikkat burası ankara
yaygara, galibi olmayan bir münazara
acı soğuğu
dil tutukluğu
geçkin bir canbaz
hazan, müfrat çocukluğu
milat, milat gözlerindeki donuk buğu
dikkat dikkat burası ankara
kent değil sanki ağu
çürüyen bir ağaç kabuğu
2 Temmuz 2017 Pazar
yurt
Kovuldum,
nefyedildim belki
neslimle, nefesimle beraber.
Yahut tard ettiler
hasımlarımı, hısımlarımı, beni.
Kim bilir hiç asil değildi belki de
kaçtım, bir çömlekten sızan islim misali.
Şimdi bir yurt bulmalıyım, bir adres
Kaybolmuşken suya gömülen bir ay gibi
-- acemi, şaşkın, abes --
Çığırtkan alıcı kuşlardan,
rüzgar güllerinden,
doymayan kabirlerden uzak.
Bir yurt bul bana, bir ses
geçkin bir hevesten müesses.
2 Temmuz 2017
nefyedildim belki
neslimle, nefesimle beraber.
Yahut tard ettiler
hasımlarımı, hısımlarımı, beni.
Kim bilir hiç asil değildi belki de
kaçtım, bir çömlekten sızan islim misali.
Şimdi bir yurt bulmalıyım, bir adres
Kaybolmuşken suya gömülen bir ay gibi
-- acemi, şaşkın, abes --
Çığırtkan alıcı kuşlardan,
rüzgar güllerinden,
doymayan kabirlerden uzak.
Bir yurt bul bana, bir ses
geçkin bir hevesten müesses.
2 Temmuz 2017
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
Bu Blogda Ara
Categories
- şiir (16)
Popular Posts
-
Kovuldum, nefyedildim belki neslimle, nefesimle beraber. Yahut tard ettiler hasımlarımı, hısımlarımı, beni. Kim bilir hiç asil değildi be...
-
ikiye ayrılır yağız kürekçiler bitap düşenler ve tadanlar hürriyeti: Köpüklerinden atlasların, oğunmuş rüzgarlardan çölleri aşan nehirlere s...
Blogger templates
Hakkımda
- G. Munzam
- Munzam yazılar.
Adressiz Rüzgârlar Sûresi*
Ey insan! Ant olsun bahar gözlü usul gülüşüne. Sokak kedilerinin mırıltılarıyla uyanan sabaha, fısıldaştığın sabâya, ...




